Japonya’da Kurulan Devasa Güneş Enerjili Elektrik Santrali

Japonya’da bulunan Nishihira ve Higashihira göletleri üzerine 1000 evin şebekeden elektrik almaksızın enerji ihtiyacını karşılayacak güçte 2 adet güneş enerjili elektrik santrali kuruldu.Kurulumu yalnızca 7 ay süren bu santrallerde 11250 modül bulunuyor ve her yıl saatte 3300 megawatt enerji üretilmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz birkaç yılda, Japonya güneş enerjili elektik üretme kapasitesini iki katına çıkarmayı başardı ve eğer bu paneller beklendiği kadar etkili olursa, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik eğilimin artmaması için hiçbir sebep gözükmüyor.

Panellerin su üzerine yerleştirilmesi karaya yerleştirilmesinden daha zormuş gibi gözükebilir ancak aslında güneş panellerinin göl yüzeyinde oluşunun birçok faydası var. Öncelikle; kara alanı oldukça sınırlı olan Japonya gibi bir ülkede su alanlarını kullanmak mükemmel bir çözüm. Ayrıca tayfun korumalı olan santraller üzerinde bulundukları suyu kullanarak kendi kendini soğutmasından kaynaklı olarak enerji bakımından karadakinden daha verimli.

Bununla birlikte, panellerin su yüzeyinde gölge oluşturarak buharlaşmayı azaltması ve alglerin büyümesine olanak sunması açısından su hazneleri ideal alanlardır. Kore Su Kaynakları Birliğinin raporuna göre; su yüzeyindeki modüllerin düşük sıcaklıkta olmaları karadaki panellerden %11 daha verimli olmaları anlamına geliyor.

Kaynak

Robot U-CAT

Deniz kaplumbağalarından esinlenilerek tasarlanan U-CAT , deniz arkeologları adına umut dolu bir proje. Estonya’da geliştirilen U-CAT gerçek bir kaplumbağa gibi onun yukarı, asagı ve ileri, geri gitmesini sağlayan birbirinden bağımsız dört palete sahip.Baltık Denizi’nde bulunan İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma batıkları araştırması için tasarlanan U-CAT’ı, tasarımının sahibi Tallinn Teknik Üniversitesi araştırma görevlisi Taavi Salumae tanıtıyor:

“Arkeoloji dalında bu robotun eşi benzeri yok, genelde kullanılan robotlar fazla büyük ya da pahalı. Diğerleri ise deniz altında çalışmaya uygun şekilde tasarlanmamış oluyor.”

U-CAT hiç bir kontrol kablosuna ihtiyaç duymaksızın, tamamen deniz kaplumbağalarının yüzüş şeklini benimseyerek, hızlı hareket ediyor.

Baltık Denizi’nde araştırma yapan arkeologlar U-CAT’ın denizcilik tarihine dair yeni keşifler yapacağından kesinlikle emin.

Kaynak

Hiç acı hissetmeden yaşamak ister miydiniz?

acisiz-hayatin-genetik-koken1i-bilimfilicom

Bir insan düşünün ki sıcak, soğuk gibi duyuları hissetmiyor. Normal bir insanın en ufak yerine zarar gelse acı duyacağı hisleri hissetmiyor. Bunun sebebi ise nadir görülen bir genetik mutasyon.Duyuları beyne ileten küçük sinir uçlarının çalışmaması sebebiyle acı veya ağrı hislerinin duyulmamasına Cipa hastalığı adı veriliyor.

Bebeklerde ilk dişlerin çıkmasıyla birlikte hastalığın anlaşılabileceği söyleniyor. Acı hissi olmadığı için dudaklar ve dil ısırılmaya başlanıyor. Yaraların iyileşebilmesi için beyne bir uyarı gönderilmesi gerekiyor ve bu uyarıya yanıt olarak da iyileşme gözleniyor. Cipa hastalarında bu durum gerçekleşmediği için de yaralar iyileşmiyor.

Bu hastalığa sahip olan çocuklar zaman zaman dilini ısırıyor, parmaklarını yiyor. Parmakları kanamasını rağmen hiçbir acı çekmediği için parmaklarını ısırmaya devam ediyor. Ülkemizde yaşayan bir hastanın yazın bacağı kırıldığı halde hissetmediği için 2 ay boyunca kırık bacakla gezip, bacağının şişmesiyle birlikte aileden birilerinin şüphelenmesi sayesinde hastaneye gittiklerinde bacağının iltihaplandığını öğrenmesi bu hastalığın örneklerindendir. Neyse ki son anda yapılan müdahale sonucu bacak kaybedilmekten kurtulur.Türkiye’de çok bilinmeyen bu hastalık için yeterli araştırmalar yapılmıyor. Devlet büyüklerinin de bu işe bir el atmaları gerekiyor.

KAYNAK

Elmastan daha parlak ve sert bir madde geliştirildi

Elmastan daha sert ve parlak bir karbon türü geliştirildi

Bilim insanları elmastan daha sert ve onun doğal biçiminden daha parlak bir karbon türü geliştirdi. Q-Karbon ismi verilen yeni materyal ayrıca daha yumuşak bir parıltıya da sahip. Bilinen grafit ve elmas gibi karbon formlarından farklı olan bu faz, yine araştırmacılar tarafından keşfedilen bir teknik ile oda sıcaklığında ve ortalama bir basınçta elmas benzeri yapılar oluşturmak için kullanılabilecek.

Kuzey Carolina Devlet Üniversitesi’nden yetkililer “Karbonun üçüncü katı fazını ortaya çıkardık. Doğada bu haliyle bulunabileceği tek yer bir gezegenin çekirdeği olurdu herhalde” diyorlar.Elmastan daha sert olan Q-carbon’un ünik tarafının demir mıknatısı ihtiva etmesi olduğu belirtiliyor. Karbonun diğer bilinen halleri grafit ve elmas bu tür özellikler taşımıyor.

KAYNAK